Ali Raşit KARAKILIÇ Resim Sergisi

“Dönüşüm”

28 Nisan – 1 Mayıs 2011

Ressam Ali Raşit KARAKILIÇ’ın, “DÖNÜŞÜM” adlı serisinin eserlerinden seçkileri ARTBOSPHORUS 2011 etkinliği çerçevesinde Fulya Fuar ve Kongre Merkezi’nde 

28 Nisan – 1 Mayıs 2011 tarihleri arasında Galeri Soyut Standında Sanat İzleyicileriyle buluşuyor.

İnsan toplum içinde yaşadığına göre çevresinde olup bitene kayıtsız kalamaz, kalmamalıdır, özellikle sanat yapan birey bundan sorumludur.” cümlesiyle dünya görüşünü ortaya koyan Ali Raşit Karakılıç, ” Resimlerim huzur bulma kaynağı değildir.” diyor ve ekliyor “Doğada her şey, yavaş yavaş, ya da hızlı bir biçimde değişim / dönüşüm içindedir, evrendeki her şey bir Yapım / Yıkım – Çözülme / Çürüme – yeniden oluşum, kısacası değişim / dönüşüm sürecindedir. Bu açıdan bakıldığında, toplumsal yaşamın da öyle olduğu görülür. Nesnel bakışla evrendeki, doğadaki dönüşümden – toplumsal yaşama, toplumsal yaşamdan – bireysel yaşama kadar sürekli değişim / dönüşüm yaşamaktayız.  olumlu / olumsuz  güçler her zaman iş başında

Deneysel sanat misyonunu kendisine hedef olarak seçen sanatçı, ters yüz olmuş tüm değerlere karşı duyduğu tepkiyi ve öfkeyi resimlerde kullandığı teknikle izleyicilerle paylaşıyor.

Ali Raşit KARAKILIÇ, bir biri üstüne kenetlenmiş iki farklı çalışmasının resim + resim, resim + fotoğraf örgü katmanlarıyla yeni görüntüler yaratmasına imkan veriyor. Ortaya çıkan yeni renk armonisi izleyicinin gözünde farklı bir soyutlamaya neden oluyor. Birleşmiş Ressamlar ve Heykeltraşlar Derneği (BRHD) üyesi olan Karakılıç, halen Adana’daki sanat atölyesinde  çalışmalarını sürdürmektedir.

Milli Piyango ambleminin de yaratıcısı ve pekçok ödüle sahip olan Ali Raşit KARAKILIÇ’ın eserleri 28 Nisan,1 Mayıs 2011 tarihleri arasında Fulya Fuar ve Kongre Merkezi’nde  C-7’de Galeri Soyut standında  sergilenecek.

1951 – Nazilli / AYDIN
1970 – Karşıyaka lisesi, Adana
1974 – Marmara Üniversitesi Güzel Sanatlar Fakültesi (Devlet Tatbiki Güzel sanatlar Yüksek Okulu.) Resim Bölümü  Bölümü’nde lisans eğitimini tamamladı.

DENEYSEL ÜRETİMİN AYRINTICI ESTETİĞİ

Kaya Özsezgin

Ali Raşit Karakılıç  bu çalışmalarında, doğa gerçekliğinin insan eli değmemiş ya da insan eli değdiği için gerçek yapısından uzaklaşmış doğa kalıntılarından yola çıkarak, karmaşıklıktan ve düzensizlikten yeni görsel “düzen” efektleri oluşturmanın peşi sıra gitmekte ve bu bağlamda ilginç tekstür çeşitlemeleri üretmektedir. Kökeninde dijital parçaların yan yana ve üst üste getirilmesinden oluşan görsel paradigmalardır bunlar. Ama aynı zamanda gelişigüzelliği kırmaya yönelik bir “kombinasyon” oluşturma çabası, bu işlere çok farklı ve spesifik özellikler katar, “karmaşa”nın içinden türemiş düzen kombinezonları sunar bize.

Kullandığı teknolojik değerlerin, bütünüyle kendi sanatçı deneyimlerinden kaynaklanıyor olması, Ali Raşit Karakılıç’ın resimsel biçim oluşturmakta doğal verilerle yapay olanlar arasında kendine özgü seçimler yapmasını, bir çeşit pratiğe dönüştürüyor. Kimi yerde görüntü katmanlarını üst üste bindirerek, kimi yerde iki farklı çalışmayı  (resim-fotoğraf) bir arda değerlendirerek, basılmış fotoğraf üzerine akrilik boyamayla müdahale ederek (foto-pentür) , tuval üzerine dijital baskı ve tekrar akrilik müdahalede bulunarak, malzeme üzerine pres ve rötuş, kontrplak üzerinde iki resmi örüntü bazında birleştirerek oluşturduğu işler, tümüyle bir şeyden başka bir şey üretme, bir şeyi başka bir şeye dönüştürme anlayışının sonuçlarıdır. Bütün bunların doğal ya da olağan, zorlamasız ve  spontan çalışmalar olarak görünmeleri, doğa ve yaşamla kurabildikleri spontan ilişkiden dolayıdır.

Karakılıç, yaşadığı çevrede tanık olduğu bu değişim ve oluşuma kayıtsız kalmamayı, sanat anlayışının temel ilkesi olarak benimsediği için, çalışmaları, dünden bugüne kesintisiz bir süreçsellik göstermektedir. Yapım-yıkım, çözülme, çürüme ve başkalaşım, yeniden oluşum, çevre gerçeğinin somut ve izlenebilir olguları  halinde yanımızı-yöremizi kuşattıkça, ona uzaktan seyirci kalamaz sanatçı. Karakılıç, bu bilinçten yola çıkıyor, varacağı noktaları resimlerinde dipten gelen dalgalar halinde yansıtıyor. Derinden yüzeye çıktıkça, bu dalgalar resimsel somut veriler halinde sanatının bünyesinde organik  motiflere  dönüşüyor. Verilerle ana motif birbirine bağlanıyor, resmin bünyesinde olağan etki-tepki ilişkileri yaratıyor.

Yaşamını Adana’da sürdürüyor olması,  Ali Raşit Karakılıç’a bağımsız ve merkez gürültüsünden uzak bir sanatçı etkinliğini ciddi boyutlarıyla benimseme ayrıcalığı sağladığından, olgulara uzak görüşlü bir perspektifle yaklaşmasında  belirleyici bir etken olabilmektedir.

Ali Raşit KARAKILIÇ’ın “Dönüşüm” Serisi Üzerine Genel Bir Bakış

Veli MERT

Günümüzde ‘hiçbirşey göründüğü gibi değildir’.  “Her beş yıl, bir yüzyıldır” diyor David Harvey 20. yüzyıl için. Yine aynı düşünürün ‘zaman sıkışması’ kavramı çerçevesinde her bireyin, teknolojik süreçlerin dayattığı görme pratiklerinin oluşturduğu yeni algı düzeylerinde, kendilerini güncellemeleri gerekmektedir.  Yani, geleneksel bilgi ile yeni tekniklerin bireşiminden, doğaldır ki, yeni etkileşim alanları üretilecektir. Ali Raşit Karakılıç’ın uzun sanat yaşamı içinde bir kırılma noktası olan “Dönüşüm” adlı dizi işleri bu duruma iyi bir örnek oluşturur ve durum, ontolojik, fenomenolojik ve göstergebilimsel düzlemlerde yaklaşılması gerekliliğini ortaya koyar.

“Dönüşüm” adlı dizi resimlerin ontolojik çerçevesine bakıldığında, resmin kuruluş aşamasında var olan katmanların nelerden oluştuğunun belirlenmesi gerektir. Çünkü, bu resimler tuval resimler olmakla beraber farklı malzemeler de resme dahil edilmiştir. Tuval yüzeyinde hazır bir görüntü, ona müdahale edilmiş, çeşitli ölçeklerde dikey ve yatay olarak kesilerek bir alttan bir üstten geçirilen parçalardan kurulmuş, kenarlarından vidalarla sabitlenmiştir.  Ali Raşit Karakılıç resminin fenomenolojik düzlemi, Karakılıç’ın bedenin devreye girdiği yer fırçanın yarattığı desenlerdir. Desen bedenin performansıdır Bir tarafta fotoğraf tekniğinin inandırıcılığı, diğer tarafta sanatçının artistik becerisi akıl-duygu birlikteliğiyle farklı bir etkileşim alanı yaratır. Sanki Karakılıç, fotoğrafa ait enstantane zamanını resmin zamanı içinde hem genişletir hem de uzatır. Resmin içinde uzayan bu zaman, gözle birlikte bedenin varlığında ve zihnin olanağında gerçekleşir. Son düzey olarak resmin göstergelerinden hareket edildiğinde en çarpıcı göstergeler atık (hurda) yığınlarıdır. Atık, ‘büyük logos’ olan ortak aklın üretimi kültürün nesneleridir. Her atık olan şey; başlangıçta belli bir zaman aralığında büyük bir bütünün parçaları olması amacıyla bir işlev yüklenmiş olanın değer yitimi sonucunda ortaya çıkar.  Karakılıç, bu çöp olan ile kendini kuşatan doğa arasına girerek, kötülükleri iyileştirerek, kendi deyimiyle “toprak etme”ye çalışmaktadır.

Dolayısıyla burada bir doğal manzaradan daha çok “kültürel manzara” söz konusudur. Resimlerdeki kültürel manzara, insanın yeni bir konumlanışa ve yönelime gereksiniminin altını çizer. Tıpkı Michel Seres’in dediği gibi: “Dünyayı esirgemek için aramızdaki barışa ve kendimizi esirgemek için dünya ile barışa karar vermek zorundayız.”

Aşağıdaki görsellere tıkladığınızda büyük boyutlu görüntüleyebilirsiniz. İlgilendiğiniz eser ile ilgili bilgi almak için:
Eserin altında yazan Eser Kodunu belirterek bizimle e-posta, telefon ( 0 312 438 86 70 ) veya sayfanın altında bulunan formu kullanarak iletişime geçebilirsiniz.

İlgilendiğiniz eser ile ilgili bilgi almak için formu doldurabilirsiniz

Adınız (gerekli)

E-posta Adresiniz (gerekli)

Eser Kodu (Örnek: he1502-11)

Telefonunuz (gerekli)

Mesajınız