Şahin Demir
Sergi İzle / Watch Exhibition

Şahin Demir 1987’de Mardin’de doğdu.
2011 – Selçuk Üniversitesi Eğitim Fakültesi, Güzel Sanatlar Eğitimi Resim-İş Öğretmenliği Bölümü’nden mezun
oldu.
2012 – Selçuk Üniversitesi  Sosyal Bilimler Enstitüsü’nde Yüksek Lisans eğitimine başladı.
Çalışmalarına Ankara’daki özel atölyesinde devam etmektedir.

1987 – Born in Mardin.
2008 – 2012 Graduated undergraduate degree from Selcuk
University Department of Art Teacher.
2013 – Started to study his master degree at Selcuk University
Department of Art Teacher.
2014 – He is still working at his private studio

Ödüller:
2015 – Karabük Üniversitesi 2. Ulusal Resim Yarışması Başarı Ödülü.
2015 – Peker Sanat Ödülleri Yarışması Başarı Ödülü.
2015 – Karabük Üniversitesi II. Ulusal Resim Yarışması Başarı Ödülü.
2014 – Kahramanmaraş Sütçü İmam Üniversitesi Resim Yarışması Başarı Ödülü.
2013 – RH+ Yılın Genç Ressamı Finalisti ‘II.Ödülü.
2012 – RH+ Yılın Genç Ressamı Finalisti.
2012 – Kahramanmaraş Sütçü İmam Üniversitesi Resim Yarışması Başarı Ödülü.
Awards
2015 – Peker art Awards Accomplishment competition avard.
2015 – Karabük Üniversity 2nd Natiıonal Ulusal Painting competition avard.
2014 – Kahramanmaraş Sütçü İmam Üniversity Painting competition Accomplishment avard
2012 – Kahramanmaras Sutcu Imam University, painting competition, Accomplishment Award.
2012 – Rh+ Art Magazine, Young Painters of the Year, Finalist.
2013 – Rh+ Art Magazine, Young Painters of the Year, II. Place Award.

“Zeus,  şanlı Hephaistos’u çağırdı hemen:
“Bir parça toprak al, suyla karıştır”dedi,
içine insan sesi koy, insan gücü koy,
bir varlık yap ki yüzüölümsüz tanrıçalara benzesin,
Bedeni güzelim genç kızlara.
Athena, sen de ona el işlerini öğret dedi,
renk renk kumaşlar dokumasını öğret.
Nur topu Aphrodite, sen de büyülerinle kuşat onu,
istekler, arzularla tutuştur gönlünü.
Yüz gözlü devi öldüren Hermeias, sen de
bir köpek yüreği, bir tilki huyu koy içine”
Böyle dedi Zeus, onlar da yaptılar dediğini
Koca Hephaistos, hemen bir kadın biçimine soktu toprağı”

Bu dizeler Homeros’un İşler ve Günler adlı eserinde yeryüzünde kadının ilk yaratılma hikayesi olarak geçer. Prometheus’un ve insanların, Tanrıların Tanrısı Zeus’u kızdırmalarının bir sonucu olarak yaratılır kadın ve insanlığın üzerine bir ceza olarak salınır. Hem de öyle ki  erkek cinsinin severek, rüzgarına kapılarak peşinden gideceği bir cezadır. Adını Pandora koyarlar, meşhur Pandora’nın Kutusu…Yeryüzündeki ilk kadının sebep olması ile tüm kötülükleri salar dünyaya. Antik Dönem’den bugüne kadar bakıldığında aslında kadının doğadaki duruşu, var oluşu ile ilgili bazı güzel gelişmeler olmuş olsa da  Dünya’nın her yerinde, kimi olaylar karşısında kadının ikinci sınıf vatandaş olarak görülmesi hala çarpıyor yüzümüze. Bu Ortadoğu’da daha acımasız bir şekilde sirayet etse de Dünya’nın en batısında da hala karşılaşılabilen bir durum.

Şahin Demir işçiler serisinin ardından yine içsel bir dönüş ile bu sefer kadınları merkeze alıyor. Resimlerinde yer alan kimi zaman çeşitli hayvan imgeleri ile birlikte betimleyerek bilinçli ya da bilinçsizce (iç güdüsel olarak) yerleştirdiği simgeler ile iç içe geçmiş kadınları resmediyor. Dünya’nın varoluşundan bu yana  kadının omuzuna yüklenmiş her şeyi ete kemiğe büründürüyor. Kimi zaman umutsuz bazen silik ya da mutsuz bir imaja sahip kadınlar tüm bunlara rağmen güçlü, dik ve yine Şahin Demir’in daha önceki resimlerinden aşina olduğumuz üzere izleyici ile direk temas kurmayan karakterlere sahip bir şekilde yer alıyor. Resimdeki modelin izleyiciyi umursamadan izleyicide yarattığı duygular ise o kadar güçlü ki kadınlarınyaşadığı tüm psikolojik sancılar izleyiciye sirayet ediyor.

Günümüz popülizminin peşinde koşan, sürüklenen, yok olan genç ressamların kendisini aramaya çalışırken kattetiği yollar kimi zaman çok sancılı bazen sanatçıya hezeyanlar yaratacak cinsten olurken Şahin Demir’in bu genç sanatçılar içerisinden sıyrılarak, eserlerinin kimliğinin artık oturmaya başladığı daha net bir şekilde görülebiliyor. Demir’in kendi resimlerinin alamet-i farikası haline gelen pentürleri ve rengi kullanış biçimi kendisini bulmaya bir adım daha yaklaşmış olduğunu gösteriyor aynı zamanda izleyiciye.

Bir önceki seride gördüğümüz işçiler, vinçler ve inşaat alanları bu serisinde yerini kadının özne olduğu boş arazilere bırakıyor. Bu araziler kimi zaman çorak, kimi zaman güzel güneşli günlerde güne bakanlar ile dolu. Adeta kadınların kimi zaman üstesinden gelmeye çalıştığı zorlu yolları ama kimi zaman da değerini ve önemini hissedebildiği güzel zamanları işaret ediyor. Şahin Demir’in insanın yaşadıkları ile bir derdi olduğu ise gün gibi ortada. Toplumsal olarak yaşanan her şeyden kendisini soyutlamadan günümüz insanının popülarizm peşinde yok saymaya çalıştığı tüm gerçeklikleri bize tekrar hatırlatıyor. Bunları hatırlatırken ise bir mesaj kaygısı güderek değil içsel bir dürtü ile ortaya çıkarıyor. Bu yüzden çok doğal, bu yüzden çok insani yönlerimize dokunuyor. Sanatçının silik portreleri de, yüzleri belli belirsiz kadınları da aslında çağımız insanının birer yansıması halini alıyor. Giderek duygusuzlaşmaya başladığımız hayatın içerisinde debelenirken kendimizi bulma çabalarımız ancak bunu yaparken  bir insan olarak insani değerlerimizi kaybedişimizin hikayesi Demir’in fırçasından tuvale yansıyor.  Şahin Demir emin adımlar ile yürüdüğü bu yolda izleyicisine salt güzelden öte bir haz sunuyor. Trajedilerin insana sunduğu katharsis yerini onun resimleri ile farklı bir boyuta taşıyor. İzleyicinin her bir resminde kendisinden bir parça bulabilmesini, empati yapabilmesini sağlayarak izleyici ile eser arasında duygusal bir bütünlük sağlıyor.

Meltem Tüzün, Şubat,2017

ESERLER / ARTWORKS