Azimet KARAMAN Heykel ve Seramik Sergisi

“SUSKUNLUK”

31 Ekim – 26 Kasım 2014

B

Sanatçı Mimar Sinan Üniversitesi’nde “ Seramik Bölümü” nü seçer. Aslında endüstriyel seramik eğitimi almasına karşın, sanatsal seramik alanında üretim yapmak sanatçıyı daha çok heyecanlandırır. Günümüz seramik sanatının geldiği yere bakınca doğru bir karar verdiğini düşünen Karaman, eserlerinde seramiğe yer verse de ağaç çoğunlukla ana malzemedir. Çünkü ağaçta kendi sanatçı ruhunda taşıdığı sıcaklığı bulur. Kendisini sanata ve öğrencilerine adayan Karaman ; “ ahşap yontabilmek için insanın kendisini yontması, kendisini anlayıp anlamlandırması gerekir. Ve daha sonra malzemeyi anlaması gerekir.”  diyor. Tasarladığı eserlerini üretirken estetiği ön planda tutar, içeriklerin ifade etmek istediği kavramı ya da kavramları doğrudan algılanmasına önem verir. Zaman zaman teknikleri zorlayarak yeni anlatım dilleri oluşturmaya çalışırken yeni serüvenlere doğruda yol alır. Eserlerinin özünde geleneklerinden yola çıkan; ancak aynı zamanda evrensel bir dile ulaşan anlatım dili ile daima ufka bakan sanatçıdır. Kullandığı malzeme ile yoğrulan, araştıran Azimet Karaman gibi sürekli üreten; öğrencilerinden ve çevresinden gerek sanat ve gerekse yaşamın her alanında paylaşımlarını, desteklerini esirgemeyen bir sanatçının GÜ Resim Heykel Müzesi Müdürlüğü’nde bulunmasını bir şanstır. Öğrencilerini kendi eserlerini inceleyip araştırmaya yönlendirir.

Nuray Özener Değirmencioğlu (Arkadaş Yayınları Şubat 2014)

ESKİ SAZLA YENİ TÜRKÜ SÖYLEMEK

Cengiz SAVAŞ

“Önce  sevmek gerek sultanım. Karşına bir malzeme çıkar,ona sevgiyle yaklaştıkça,sokuldukça tanırsın.Tanıdıkça seversin.Bir kere sevdin mi.gönül verdin mi bu malzemeye,nakış da olur heykel de,mask da”.(1)

Kil ya da çamur ve de ahşap Azimet Karaman’ın ellerine çok yakışır.Onun ellerinde,büyüleyici  daha bir başka anlam kazanır.Çocukluğundan  beri tanışık olduğundandır belki.Çünkü ülkemiz çocuklarının en kolay ulaşabildiği şeydir  kil.O zamanlar onlara aynı bilinçle bakmasa bile,o da her çocuk gibi çakısıyla ağaç yontup,söğüt dallarından düdük,kilden oyuncaklar yapmış,oyunlar oynamıştır.Kanımca,”Dağları karlı Erzincan’ın” çay rengi küçük kasabasından  İstanbullara doğru yollara güvenle çıkması da bundandır.Akademide seramik ve cam bölümüne girdiğinde,kentli yaşdaşlarından birkaç adım önde olması da doğal sayılmalıdır.Öyle de olmuştur.

Azimet Karaman  toprağı  avuçlamış,sırtını  ağaçlara yaslamıştır.Bu sanatı yapanlar ya da bu malzemeleri kullananlar,bu malzemelerle çalışmanın her ne kadar ön hazırlık yapılırsa yapılsın asıl maceranın nesnenin karşısına geçince başladığını bilirler.Ahşabın fiziksel yapısı genellikle yönlendirir yapanı.Üstündeki bir budak bir damar  ya da elyaf,kilde oluşuveren anlık bir doku ya da renk  yeni düşüncelerin ve yeni maceraların başlayacağının ip uçlarını verir.Geriye ne  ön hazırlık kalır,ne de önceden yapılmış tasarımlar.Belki de işin en cazip tarafı burasıdır.Çünkü buluş dediğimiz,sanatın olmazsa olmaz en önemli elemanlarından birisi bu aşamada başlar.

Azimet  tam anlamıyla arılar gibi çalışır.Yeni şeylerin yeni çabalar gerektirdiğinin bilincindedir.Yaptıklarına  bakıldığında, arkasında sürekli bir çalışma temposunun izleri  hemen görülür. Her türlü özentiden uzak alçak gönüllü ve gelip-geçici moda akımların sarmalına girmeden,çıkış noktalarını kendi kökenlerinden alarak beslenen, sanatı,sanat dışı güçlerin biçimlendirme,kendilerine göre sanat dünyasına ve topluma yoz bir tür estetik beğeni dikte etme, bir tür ”hizaya getirme”çabalarına  inat kendi bildiği ve inandığı yoldan yürümekten vazgeçmeyen bir tavır sergiler.Yaşadığı gibi üretir Azimet Karaman.

Azimet Karaman,geleneksel malzemeleri kullanarak yeni bakışlar,yeni  dünyalar kurup,sanat tarihinin derinliklerine yolculuk eder.Çünkü o,”Geçmişi olmayan hiç bir şeyin yeni olamayacağının” bilincindedir.Duyarlı ve duygusaldır onun çalışmaları.Bir tür arkaik özellikler taşıyan bazı heykellerinin üstüne  hiç  çıkmayan ana kokusu sinmiştir sanki.Sevgilerini yükler çamura ahşaba.O da bilir ki,”Önce sevmek gerek”.

Malzemenin iyisi kötüsünün olmadığı,nasıl ele alındığı,nasıl değerlendirildiğinden söz edilebilinir ancak.Çok güzel bir malzemeden çok kötü bir sonuç çıkabileceği gibi,sıradan basit bir malzemeden harika sonuçlar da çıkabilir.Malzemeyi küçümseyenlere bir başka deyişle eski sazla yeni türkü söylenemeyeceği savını ortaya atanlara yanıt çok nettir.Söyleyene bağlı.

Figüratif Heykeller

Figüratif heykeller bölümünü genel olarak ele alınırsa;
Sanatçının, sanat hayatı boyunca soyut ya da değil figür çalışmalarını hiç bırakmadığını görmektedir. Hepsinde farklı konulardan yola çıkılmış, ya da farklı hikayelerden. Birbirleriyle bağlantılı olmasa da hepsi bir amaca hizmet etmiş, o da insana dair ne varsa her şeyin Azimet Karaman için konu olabileceği. Bu grupta da genellikle toprak renkleri kullanır.
Yaşanmışlıklarından, bazı hikayelerden yola çıkarak işler yaptığı gibi, genel anlamda Anadolu ve Anadolu Kadınını işlemiştir. Burada Anadolu Uygarlıkları bölümünden farklı olarak daha hırçın bir kadın görünmektedir. Olanı işlemiş, bitirmiş artık daha çok kadının isyanını belirtmektedir.
Anlatmak istediklerini yalın, ancak keskin çizgilerle anlatmıştır. Genel olarak forma baktığımızda kadın olduğunu anlıyoruz ancak kadın olmasının daha derinliklerindeki anlatılmak istenen bazen daha keskin olarak gözümüze sokulmuştur.
Eserlerde, Anadolu’da köylünün oturuşundan umudunun olduğunu anlatabileceği gibi ayak ve kollarından umutsuzluğu belli etmiştir. Burada Anadolu’da neredeyse tüm umutlarını toprağa bağladığı anlamını da çıkartabiliriz.
Eserlerin yere basması, oturması toprağa gönderme yaptığını belli etmektedir.  Figürlerde soyutlamalar yapılmıştır. Daha çok anne, doğurganlık, üretkenlik üzerine çalışılmıştır.

Ahşap Heykeller

Ahşap heykeller bölümü genel olarak ele alındığında;
Soyut formlar çoklukta ancak insan figürlerinden de yine vazgeçilmemiştir. Eklemelerle çok farklı etkiler yaratmasının yanı sıra formun genel yapısına dinamik bir yapının oluşmasını sağlamıştır.
Çok pürüzsüz alanların olduğu yerlerde lekesel etkiler daha ön plana çıkarken, diğer yerlerdeki hareketlilik insanı etkilemektedir. Yani diyebiliriz ki eserin her yerinden farklı etkiler alınmaktadır.
Bu bölümde sanatçı biraz daha özüne dönmeye, özünü sorgulamaya çalıştığını göstermekte, dışa vurmaktadır. Dokular ve pürüzsüzlükler eserde zıtlık oluştururken, dokular az yer kaplamakla beraber eserin asıl etkileyici yeri olabilmektedir.
Dairesel formların daha azınlıkta olduğu görünmektedir. Ancak onlarda karelerden oluşturulmuş ve farklı geometrik formlar kullanarak konstürüksüyonu güçlü heykellerin inşasını olanaklı kılmıştır.
Tarihe gönderme yapılmış. Yine Anadolu ve Anadolu kadını unutulmamıştır.
Sevgiden, Kadın – Erkek ilişkilerinden bahsedilmektedir.
Renk olarak doğal ahşap kullanıldığı gibi vernik de kullanılarak farklı etkiler elde edilmiştir.
Başak Şenbahar / Ankara, 2011

Aşağıdaki görsellere tıkladığınızda büyük boyutlu görüntüleyebilirsiniz. İlgilendiğiniz eser ile ilgili bilgi almak için:
Eserin altında yazan Eser Kodunu belirterek bizimle e-posta, telefon ( 0 312 438 86 70 ) veya sayfanın altında bulunan formu kullanarak iletişime geçebilirsiniz.

İlgilendiğiniz eser ile ilgili bilgi almak için formu doldurabilirsiniz

Adınız (gerekli)

E-posta Adresiniz (gerekli)

Eser Kodu (Örnek: he1502-11)

Telefonunuz (gerekli)

Mesajınız