MAHMUT ÖZDEMİR

Esenlik Söylencesi / Welfare Myth Resim Sergisi

10 Şubat – 1 Mart 2017 / Açılış: 10 Şubat Cuma Saat: 18.00-20.00 / Yer: C Salonu

Mahmut Özdemir, ‘Esenlik Söylencesi ‘isimli ilk kişisel resim sergisi ile 10 Şubat – 1 Mart 2017 tarihleri arasında Galeri Soyut C Salonunda izleyicisi ile buluşuyor.

Mahmut Özdemir 1987’de Elazığ’da doğdu. Çocukluğundan üniversiteye kadar olan eğitimini aynı şehirde tamamladı. Konya Selçuk Üniversitesi Ahmet Keleşoğlu Eğitim Fakültesi Resim-İş Öğretmenliği Bölümü’nden mezunu oldu. Halen aynı üniversite de yüksek lisans eğitimine devam etmektedir. Birçok karma sergide yer almış olan sanatçı, ilk kişisel sergisini gerçekleştirmektedir.

Günümüz dünyasında kalabalıkların hızlı bir ivme ile büyüdüğü ve bu büyümeye paralel olarak insanın da aynı ölçüde giderek yalnızlaştığı bir ortam ve bu ortama bağlı olarak yeni yaşam biçimlerinin ortaya çıktığını vurgulayan sanatçı aynı zamanda dünyanın da kendi kıyametini kendi ellerinde biriktirdiğini ve her geçen gün bu kıyametin şiddetinin arttığını söylüyor. Ayrıca bugün bu yokuşun giderek daha da korkutucu bir şekilde tüm dünyayı sarmaya başladığını belirtmektedir. Bu büyüme hızı ile birlikte insanların ellerinde biriken gücün de zaman zaman büyük kıyımlara sebep olduğunu dile getirmektedir. Bu kıyımların da Dünya’nın çeşitli bölgelerinde insanlığın unutulmasına, karanlık dehlizlere gömülmesine böylece dünyanın trajik bir sahneye dönüşmesine neden olduğunu ifade etmektedir.

Sanatçı insanlığın dünyada var olmasıyla birlikte keşiflere başladığını ve gizli güçleri ortaya çıkardığını ve bu keşiflerinde bir yandan insanlığın hayatını kolaylaştırırken bir yandan da insanı dünyaya mahkûm kıldığını düşünmektedir. Gelişen teknoloji ve bilgi birikimi ile birlikte insanlığın yeni bir boyut kazandığının inkâr edilemeyeceğini ancak bununla birlikte asıl boyutunu da yitirmeye başladığını belirtmektedir. Sanatçı; ‘’İnsan Tanrı ile var oldu, Tanrı da insanda kendini ifşa etti ancak günümüzde insanlık Tanrısal boyutunu yitirmiştir.’’ diye düşünmektedir.

İşte sanatçı da üretimini bu noktadan yola çıkarak şekillendiriyor. Sergilenecek olan ‘’Esenlik Söylencesi‘’ adlı sergi dizisi resimleri; insan, toplum ve küresel olarak değişen değerler üzerine kurulu eserlerden oluşmaktadır. Sanatçı ya göre sanat insan zihninde bir dünya kurma ve yönetme eylemidir. Sanatçı bu anlamda zihninde kendi dünyasının imgelemini oluşturmuştur. Sanat anlayışının altında yatan nedenler bahsedildiği gibi bunların toplamının zihninde oluşturduğu psikolojik ruh halleridir.

Shakespeare ‘’Dünya bir tiyatro sahnesidir’’ demiştir. Sanatçı da bilhassa resmi için, ressamın bir sahne kurma eylemi olarak tanımlar. Sanatçı eserlerini ruhunda ortaya çıkanların belirginleştirildiği bir sahne olarak görmektedir. Sanatçı bu durumu da şu şekilde ifade etmektedir: ‘’Maalesef ki ben sahneye bir fars, vodvil koyamıyorum. Ben tragedyayı ve dramı ortaya koyuyorum. Hatta şunu diyebilirim ki ben resimlerimde dramaya yer vermiyorum çünkü insanlığın acıları yeterince gerçek ve benim yapıtlarım da bu gerçeğin ürünüdür. Tragedyalardaki gibi Tanrıları, Kralları değil insanları ve tabiatı anlatıyorum. Cinnet; bireyler arasında ender lakin yığınlarda, hiziplerde, etnik cemaatlerde kuraldır” demiştir Nietzsche. Ben ise cinnet geçirmiyorum insanlığın geçirdiği cinneti puslu bir his okyanusundan çıkarıp resme döküyorum.

Sanatçının resimlerinde, insanın toplumdan uzaklaşması ve kendi bireyselliği adına yalnızlaşması ve bu yalnızlığın giderek psikolojik olarak insanı kendinden uzaklara iten bir varlığa dönüşmesi durumu görülmektedir. Toplumun bir şuur kaybı yaşamasıyla toplumsal hayatın durması ve bir anlamda bencil bir kavganın giderek büyümesinden doğan endişeleri eserlerine zemin olarak kullanmaktadır. Bize ödünç verilen dünyanın bu kavga ve kaosun sonucu giderek yıpranıyor olması ve korku dolu bir sonun ayak seslerini duyuyor olması sanatçının resimlerine birer çağrı hüviyeti kazandırıyor. Ayrıca dünyanın ve insanın içinde bulunan ama yıkımlarla kararan güzelliklerine bir özlem var. Çağrısı bu özlemden doğuyor ve o çağrı gene bir özleme dönüşüyor. Sanatçı Badilliler gibi zamanın durmadan fasit bir dairede döndüğüne inanmasa da kendisini de bu dilemmada görmektedir.

1987’de Elazığ’da doğdu. Çocukluğundan üniversiteye kadar olan eğitimini aynı şehirde tamamladı. Konya Selçuk Üniversitesi Ahmet Keleşoğlu Eğitim Fakültesi Resim-İş Öğretmenliği Bölümü’nden mezunu oldu. Halen aynı üniversite de yüksek lisans eğitimine devam etmektedir. Birçok karma sergide yer almış olan sanatçının ilk kişisel sergisini gerçekleştirmektedir.

Mahmut Özdemir was born in 1986 in Elazığ. He won Selçuk University Ahmet Keleşoğlu Faculty of Education department of painting teacher in 2007 and He graduated from this university in 2011. At the same year he started to master’s degree at Necmettin Erbakan University Ahmet Keleşoğlu Faculty of Education department of painting teacher. During his educational life, he attended many exhibitions, and art competitions like ; Küçükçekmece Belediyesi Art Competition in 20014, Şefik Bursalı Art Competition in 20013,Necmettin Erbakan University Ahmet Keleşoğlu Faculty of Education department of painting teacher master students’ exhibition – Konya in 2012 also he has 2 award from 2012 and 2013 RH+ Sanart Magazine- Young artist of the year (İSTANBUL-Finalist ) The artist who is still continue master program, also still countinue works on his own atelier.

Bilgi / Info

Mahmut Özdemir, ‘Esenlik Söylencesi ‘isimli ilk kişisel resim sergisi ile 10 Şubat – 1 Mart 2017 tarihleri arasında Galeri Soyut C Salonunda izleyicisi ile buluşuyor.

Mahmut Özdemir 1987’de Elazığ’da doğdu. Çocukluğundan üniversiteye kadar olan eğitimini aynı şehirde tamamladı. Konya Selçuk Üniversitesi Ahmet Keleşoğlu Eğitim Fakültesi Resim-İş Öğretmenliği Bölümü’nden mezunu oldu. Halen aynı üniversite de yüksek lisans eğitimine devam etmektedir. Birçok karma sergide yer almış olan sanatçı, ilk kişisel sergisini gerçekleştirmektedir.

Günümüz dünyasında kalabalıkların hızlı bir ivme ile büyüdüğü ve bu büyümeye paralel olarak insanın da aynı ölçüde giderek yalnızlaştığı bir ortam ve bu ortama bağlı olarak yeni yaşam biçimlerinin ortaya çıktığını vurgulayan sanatçı aynı zamanda dünyanın da kendi kıyametini kendi ellerinde biriktirdiğini ve her geçen gün bu kıyametin şiddetinin arttığını söylüyor. Ayrıca bugün bu yokuşun giderek daha da korkutucu bir şekilde tüm dünyayı sarmaya başladığını belirtmektedir. Bu büyüme hızı ile birlikte insanların ellerinde biriken gücün de zaman zaman büyük kıyımlara sebep olduğunu dile getirmektedir. Bu kıyımların da Dünya’nın çeşitli bölgelerinde insanlığın unutulmasına, karanlık dehlizlere gömülmesine böylece dünyanın trajik bir sahneye dönüşmesine neden olduğunu ifade etmektedir.

Sanatçı insanlığın dünyada var olmasıyla birlikte keşiflere başladığını ve gizli güçleri ortaya çıkardığını ve bu keşiflerinde bir yandan insanlığın hayatını kolaylaştırırken bir yandan da insanı dünyaya mahkûm kıldığını düşünmektedir. Gelişen teknoloji ve bilgi birikimi ile birlikte insanlığın yeni bir boyut kazandığının inkâr edilemeyeceğini ancak bununla birlikte asıl boyutunu da yitirmeye başladığını belirtmektedir. Sanatçı; ‘’İnsan Tanrı ile var oldu, Tanrı da insanda kendini ifşa etti ancak günümüzde insanlık Tanrısal boyutunu yitirmiştir.’’ diye düşünmektedir.

İşte sanatçı da üretimini bu noktadan yola çıkarak şekillendiriyor. Sergilenecek olan ‘’Esenlik Söylencesi‘’ adlı sergi dizisi resimleri; insan, toplum ve küresel olarak değişen değerler üzerine kurulu eserlerden oluşmaktadır. Sanatçı ya göre sanat insan zihninde bir dünya kurma ve yönetme eylemidir. Sanatçı bu anlamda zihninde kendi dünyasının imgelemini oluşturmuştur. Sanat anlayışının altında yatan nedenler bahsedildiği gibi bunların toplamının zihninde oluşturduğu psikolojik ruh halleridir.

Shakespeare ‘’Dünya bir tiyatro sahnesidir’’ demiştir. Sanatçı da bilhassa resmi için, ressamın bir sahne kurma eylemi olarak tanımlar. Sanatçı eserlerini ruhunda ortaya çıkanların belirginleştirildiği bir sahne olarak görmektedir. Sanatçı bu durumu da şu şekilde ifade etmektedir: ‘’Maalesef ki ben sahneye bir fars, vodvil koyamıyorum. Ben tragedyayı ve dramı ortaya koyuyorum. Hatta şunu diyebilirim ki ben resimlerimde dramaya yer vermiyorum çünkü insanlığın acıları yeterince gerçek ve benim yapıtlarım da bu gerçeğin ürünüdür. Tragedyalardaki gibi Tanrıları, Kralları değil insanları ve tabiatı anlatıyorum. Cinnet; bireyler arasında ender lakin yığınlarda, hiziplerde, etnik cemaatlerde kuraldır” demiştir Nietzsche. Ben ise cinnet geçirmiyorum insanlığın geçirdiği cinneti puslu bir his okyanusundan çıkarıp resme döküyorum.

Sanatçının resimlerinde, insanın toplumdan uzaklaşması ve kendi bireyselliği adına yalnızlaşması ve bu yalnızlığın giderek psikolojik olarak insanı kendinden uzaklara iten bir varlığa dönüşmesi durumu görülmektedir. Toplumun bir şuur kaybı yaşamasıyla toplumsal hayatın durması ve bir anlamda bencil bir kavganın giderek büyümesinden doğan endişeleri eserlerine zemin olarak kullanmaktadır. Bize ödünç verilen dünyanın bu kavga ve kaosun sonucu giderek yıpranıyor olması ve korku dolu bir sonun ayak seslerini duyuyor olması sanatçının resimlerine birer çağrı hüviyeti kazandırıyor. Ayrıca dünyanın ve insanın içinde bulunan ama yıkımlarla kararan güzelliklerine bir özlem var. Çağrısı bu özlemden doğuyor ve o çağrı gene bir özleme dönüşüyor. Sanatçı Badilliler gibi zamanın durmadan fasit bir dairede döndüğüne inanmasa da kendisini de bu dilemmada görmektedir.

Öz Geçmiş / Bio

1987’de Elazığ’da doğdu. Çocukluğundan üniversiteye kadar olan eğitimini aynı şehirde tamamladı. Konya Selçuk Üniversitesi Ahmet Keleşoğlu Eğitim Fakültesi Resim-İş Öğretmenliği Bölümü’nden mezunu oldu. Halen aynı üniversite de yüksek lisans eğitimine devam etmektedir. Birçok karma sergide yer almış olan sanatçının ilk kişisel sergisini gerçekleştirmektedir.

Mahmut Özdemir was born in 1986 in Elazığ. He won Selçuk University Ahmet Keleşoğlu Faculty of Education department of painting teacher in 2007 and He graduated from this university in 2011. At the same year he started to master’s degree at Necmettin Erbakan University Ahmet Keleşoğlu Faculty of Education department of painting teacher. During his educational life, he attended many exhibitions, and art competitions like ; Küçükçekmece Belediyesi Art Competition in 20014, Şefik Bursalı Art Competition in 20013,Necmettin Erbakan University Ahmet Keleşoğlu Faculty of Education department of painting teacher master students’ exhibition – Konya in 2012 also he has 2 award from 2012 and 2013 RH+ Sanart Magazine- Young artist of the year (İSTANBUL-Finalist ) The artist who is still continue master program, also still countinue works on his own atelier.

Aşağıdaki görsellere tıkladığınızda büyük boyutlu görüntüleyebilirsiniz. İlgilendiğiniz eser ile ilgili bilgi almak için:
Eserin altında yazan Eser Kodunu belirterek bizimle e-posta, telefon ( 0 312 438 86 70 ) veya sayfanın altında bulunan formu kullanarak iletişime geçebilirsiniz.

İlgilendiğiniz eser ile ilgili bilgi almak için formu doldurabilirsiniz

Adınız (gerekli)

E-posta Adresiniz (gerekli)

Eser Kodu (Örnek: he1502-11)

Telefonunuz (gerekli)

Mesajınız